16 Aralık 2011

Neden?


Neden anlatamıyorum kendimi? 
Neden yetersiz geliyor kelimeler? 
Neden?
Neden değiştim ben böyle, nasıl değiştim? 
Neden sırıtıyorum boş yere içimde sensizliğin hüznü varken?
Neden?
Neden kendimi, seni düşünmekten alıkoyamıyorum?
Neden sürekli hayaller kurup planlar yapıyorum?
Neden?
Neden bu kadar çok konuşmak istiyorum seninle?
Nasıl ufacık bi kelimen böylesine mutlu edebiliyor beni?
Neden? 
Neden odaklanamıyorum hiçbir şeye? 
Neden kitap okurken aynı satırı anlamayıp, tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorum?
Neden? 
Neden hiç aklımdan atamıyorum seni?
Nasıl bu kadar içimdesin? 


Unuttuğumuz Kavram: Maşukluk

Zor bir meziyettir aşk... 
Kolay değildir aşkı bulmak..
Hep aşık olmak istedik çünkü. Maşuk olmayı bilmedik. 
Aşık olduk hep, karşılık bekledik.. 
Bilmedik maşuk olmayı, bizi seveni hiç düşünmedik. 
Sevilmeyi bilmedik.. Seveni düşünmedik, değer vermedik. 
Belki de hep bu yüzden kaybettik.

Kader...

Dertleşmek iyi gelir insana… 
Dertleşiyorum ben de, iyi bir dostumla… 
Anlatıyorum her şeyi. 
Seni...
 Sensizliği… 
‘Kader kardeşim, her şey kader’ diyor sakin bir tavırla.. 
Onun bu sakinliği beni de sakinleştiriyor ve 
düşünmeye itiyor sanki…
                                                  Düşünüyorum… 
                                                                        Kader… 
                                                                                   Sen ve Kader...
Aslında seni görmek, seni sevmek de kaderdi diyorum kendi kendime. 
Ya sonrası..? 
Olacak her şey de kader değil miydi zaten… O zaman dua etmeliydi: 
Kaderim ol..